Deneyimli bir aranjörün sahip olması gereken belli başlı özellikler vardır. Bunların başında azim, merak ve sabır gelir. Yetenek ve vizyon işin olmazsa olmazlarıdır. Temel eğitim de alındığında geriye sadece stüdyoya girmek kalır. Tüm bu aşamaların detaylarını merak eden aranjör adayları için birinci lig aranjörlerinden İskender Paydaş’tan inciler.
bstp: Bir aranjör tam olarak ne yapar? İskender Paydaş: ‘Thriller’da Michael Jackson’un sesini kapatın, geri kalan her şey aranjörün eseridir. Şöyle de özetleyebiliriz: Besteci ve söz yazarı senarist; seslendiren oyuncu ve aranjör de yönetmen gibidir.
bstp: Aranjörün günümüzdeki anlamı bu tanımınızla örtüşüyor mu? Paydaş: Teknik olarak evet. Günümüzde üretme yöntemleri çeşitlilik kazandı. Hazır ritim loopları, kayıtlardan alınan sample’lar, hazır synth arpejleri tam olarak aranjöre ait yaratımlar olmasa da bunların en iyi sonucu verecek biçimde bir araya getirilmesi de bir düzenleme gerektirir.
bstp: Profesyonel olmak için atılması gereken temel adımlar nelerdir? Paydaş: Aranjör, müziği besteci ve söz yazarından çok daha iyi bilmelidir. En az bir müzik aleti ile beraber piyano çalabilmeli, kayıtlarda başka müzisyenlerle çalışacaksa nota yazabilmeli, müzik programlarına hakim olmalıdır. Bestecinin melodilerine bambaşka bir bakış açısı getirebilecek kadar özgür ruhlu, aynı zamanda şarkıda amaçlanan ruh halini bozmadan yapıyı güçlendirebilecek yetenekte olmalıdır. Elbette hızlı ve pratik olmalıdır. Profesyonel aranjör olmak isteyen müzisyenler başlangıçta bulabildikleri tüm melodiler ve kendi besteleri üzerinde çalışma yapmalı. Bu yolla analiz yeteneğini geliştirebilmelidir.
bstp: Temel müzik eğitim? Paydaş: Evet ve mümkünse kompozisyon ve orkestrasyon eğitimi, form bilgisi aranjör için gereklidir. Bu eğitim bir okulda ya da kendi kendini eğitmek şeklinde olabilir. Sadece bilgisayar ve bir enstruman çalmayı bilmek bir aranjörün deneme yanılma hakkını sürekli kullanmasına sebep olur ki iyi bir şeyler ortaya çıkarmak hayli zaman alabilir. Şimdiye kadar görülmemiş ölçüde büyük bir müzik dehasıysanız tüm bunlara gerek kalmaz.
bstp: Bir bestenin aranjesi istendiğinde nasıl bir yol izlersiniz? Paydaş: Bir besteyi aranjesini yapacaksam önce onu sevmeliyim. Bolca eskiz yaparak kafamda aranjmanı oluştururum. Benim için ritm ve bas çok önemlidir. Besteyi oluşturan melodi çıktığında arkada başka melodilerden oluşan bir şarkı kalacak şekilde çalışmayı severim.
bstp: Aranjöre düzenlemeci demek doğru mudur? Bu iki kelime birbirinden farklı anlamlar taşımıyorsa siz hangisini kullanmayı tercih edersiniz? Neden? Paydaş: Her ikiside olur. Düzenlemeci kulağa düzenbaz gibi geliyor. Bir de besteci ve söz yazarı her şeyi dağıtmış da sen topluyormuşsun gibi bir anlam çıkıyor. Aslında bu durumla sıklıkla karşılaşıyorum.
bstp: Adınızın yanında geçen sıfatlardan biri de ‘müzik direktörü’. Direktör konumunda hangi aşamaların sorumluluğunu alırsınız? Paydaş: Müzik direktörü bir albüme girecek şarkıların seçimi, hangi aranjörlerle çalışılacağı, stüdyo seçimi, müzisyen koordinasyonu, şarkıcının en iyi şekilde söylemesi, mix, mastering, bütçe gibi bir müzik prodüksiyonunun her şeyinden sorumludur. Kendisi aslen ‘prodüktör’dür. Türkiye’de parası olan prodüktör olduğu için yanlış bir anlayış oluşmuştur.
bstp: Vurmalı ve tuşlu aletler dışında ilgilendiğiniz başka enstrüman var mı? Bir aranjörün tüm enstrümanlara hakim olması(teoride/pratikte) yapılan iş için bir zorunluluk mudur? Paydaş: 9-10 yaşlarında trombon kurcalıyordum. Bir ara bas çalmıştım. Bir aranjör pratikte olmasa bile teoride en azından temel pop müzik enstrumanları(davul, bas, gitar, klavye gibi) hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Her enstrumanın kendine özgü kullanım biçimleri ve kapasitesi vardır. Enstrumanı tanımazsanız ‘aşırı özgün’ müzikler yapma tehlikesine düşebilirsiniz.J
bstp: Prodüktörlüğünü ve/veya aranjörlüğünü yaptığınız kayıtlar da var. Hangisini tercih edersiniz? Neden? Her ikisini bir arada yapmaya çalışmak delilik değil midir? Paydaş: Prodüktörlük daha az müzisyenlik daha cok idarecilik gerektiriyor. Sorumluluğu büyük ama başarı sonrası tatmin de büyük. Bir savaş komutanı gibi davrandığınız durumlar oluyor.İkisini bir arada yapmak çok yorucu, delilik. Ama daha da zevkli.
bstp: Neler dinlersiniz? Paydaş: Genesis, Led Zeppelin, Quincy Jones, Pino Daniele, Brian Ferry, Seal, Pink Floyd, Baby Face, Manic Street Preacers, Berlin Filarmoni Orkestrası ne çalarsa.
bstp: Dinlediğiniz müzik türünün kalıplarına ya da sektörün beklentilerine sıkışıp kaldığınızı hissettiğiniz oldu mu? Olduysa bunu aşmak için ne gibi bir çözüm yolu buldunuz? Paydaş: Tabiiki zaman zaman bunu yaşıyorum. Böyle durumlarda yeni bir sound bulmak zor gelse de kendime şöyle diyorum: ‘Daha önce defalarca yaptın,şimdi de yapabilirsin.’ Biraz sabır ve gelişi güzel aramaların sonucunda balık oltaya geliyor. Zaten sevmediğim bir şeyi yapmak beni hasta ediyor. Yapmamaya çalışıyorum.
bstp: Türkiye’den ve/veya dünya’dan en iyi üç aranjörü seçmenizi istesem sıralama nasıl olurdu. Elbette bu soruyu yanıtlamayabilirsiniz de. Paydaş: Quincy Jones, Trevor Horn, Onno Tunç kaynak Basatap |