Müzikte en çok merak edilen,en fazla önem taşıyan,bir müziği müzik yaptığı kadar,bilinçsizce yapıldığı takdirde müzikliktende çıkartan,çalışmanın en son aşamasıdır mastering.
Masteringde mixaj kadar bir beceri ve hüner gerektiren,mühendislik isteyen bir sanattır.Herkesin,hatta ve hatta "ses mühendisliği" bilmeyen kişilerin haddine değildir mastering yapmak.Kimsenin şevkini kırmak,bu işlerden soğutmak veya kırmak istemem.
Unutmayın ki bende kendi çapımda müzik yapan bir insanım.Ve benim yaptığım müzikleride az çok dinliyorsunuz.Şöyle playlistinizdeki başka müzikler ile karşılaştığırdığınızda ne duyuyorsunuz?Bana ait bir çalışma diğerinin yanında ne kadar sönük kaldı değilmi?Halbuki dinlediğiniz diğer müziklerle,benim yaptığım bir müzikteki ses sayısı aynı!Ama bir tek ve en önemli şey aynı değil.Onlar mastering aşamasından fakat "gerçek mastering" aşamasından geçmiş çalışmalar.Her sesin tek tek gerekli frekans aralıklarına alındığı,tüm dengelerin sağlandığı mastering!Oysaki bende kendi çalışmalarıma sözde "mastering" yapıyorum.Ama ne kadar!Herneyse,girişi "ses mühendisliği bilmeyen kişilerin haddine değildir mastering yapmak" cümlesi için uzatmak zorunda kaldım ki,kimse bu lafımı yalnış anlamasın sebebi ile.
Ayrıca bazı durumlarda "mastering yapılmadı benim çalışmama" bir sığınak olarak kullanılır.Mastering sanat gerektirdiği kadar "sihirli bir değnek" te değildir.Bir çalışma kötüyse mastering aşaması onu kurtarmaz.Müsade ederseniz mastering'i muziktek'in sahibi,bu işlerde duayen sayılabilicek bir insan olan sevgili Mahcem Abi'den dinliyelim.Bu konuda bu yazı üzerine yazı yazmak cesaret ister :
Mastering: Mastering'in amacı farklı seviyelere ve tonlara mikslenmiş şarkıları bir albümde bir araya getirirken miksajlar arasındaki seviye ve tonlama farklarını mümkün olduğunca ortadan kaldırıp dinleyiciye kulağı rahatsız etmeden baştan sona uyumlu bir havada bir albüm dinleme zevkini yaşatmaktır.
Mastering miksaj bittikten sonra yapılan bir işlem olup multiband kompresyon, stereo imaj denge kontrolü, Parametrik ve Grafik EQ tonlama, ilave reverberasyon ve normalizasyon gibi aşamalar içerir.
Miksajı yapanla mastering'i yapan kişinin aynı şahıs olmaması ısrarla önerilir. Sebebine gelince:
Miksi yapan şahıs şarkılar arasında bir genel hava dengesi yapmaya çalışırken olaya o âna kadar hiçbir katılımı olmamış birisi kadar objektif olamaz. O yüzden miksajcılar asla mastering'e girmezler. Hepsinin tarzını beğendiği ve uyumlu çalıştığı bir Mastering mühendis tanıdığı vardır, miksleri yaptıktan sonra master bantları olduğu gibi ***ürür Mastering mühendisleri kimse ona teslim ederler. Gerisine de karışmazlar.
Bir şarkı her yeni bir albüme konduğunda yeniden master edilir. Dolayısı ile miksajı bitmiş bir şarkıyı esas albümüne koyarken bir mastering'e tâbi tuttukları gibi, aynı anda başka bir toplama (compilation) albüme de koyuluyorsa aynı miks başka bir mastering'e tâbi tutulur. Zira her iki albümde yer alan şarkılar birbirlerinden farklı olduğu için Mastering esnasında gözönüne alınması gereken kriterler de değişebilir. Her albüm kendi içinde bir bütündür.
O yüzden bir şarkıyı iki farklı toplama albümden dinlerken kulağınıza gelen şarkı havasında hafif bir farklılık hissetmeniz doğaldır, sebebi budur.
Farklı amaçlara yönelik farklı miksaj ve masteringler yapılabilir. Örnek vermek gerekirse:
Diskolarda veya konser organizasyonlarında kullanılan profesyonel PA sistemlerinde veya high-end denen çok pahalı Hi-Fi sistemlerinde kullanılan hoparlörler 30-35Hz'e kadar inen titreşimleri sese çevirebilecek özelliktedir. Oysa evlerde yaygın olarak kullanılan müzik seti CD player vb. ses sistemlerinin inebileceği en alt sınır 70-80 Hz civarıdır. Dolayısı ile ucuz sistemlerde çalındıklarında bu frekansların altındaki titreşimler istedikleri kadar kuvvetli olsunlar asla kulağımıza ulaşamazlar, zira kullanılan hoparlörler ve kabin tasarımları o kadar geniş aralıklı ve hassas değillerdir. Ancak bu titreşimlerin sese çevrilememesi, sistemin o titreşimlerle mücadele etmeyeceği anlamına gelmez. Sistemden dışarı atılamayan bu titreşimler sistemi yorar ve boğarlar (mesela durup dururken çıkış katını ısıtırlar).
O yüzden genelde tüketiciye satılan CD'lerde kullanılan master'lara ayrı, DJ'lerin ilgi gösterdiği vinyl plakların basımında kullanılan master'lara ayrı mastering yapılır. Hatta modülasyon/demodülasyon esnasında uğradığı doğal kompresyon ve uç frekans kesintilerini tazmin etmek için radyolara gönderilen kopyalara bile ayrı miks ve mastering yapılır.
Bütün olay insan beyninin sesleri nasıl algıladığında biter. Mesela normalde elinizdeki sistem 80Hz'in altındaki dip basları veremiyor olsa bile, bir kayıdın içindeki bas frekansların çıkardığı harmonikleri kuvvetlendirerek ya da o dengelerle oynayarak dinleyicinin kulağında sanki çok dip frekanslar duyuyormuş izlenimi yaratmak mümkündür. O sayededir ki bazan radyo bile dinlerken bazı tür müziklerde dip baslar inanılmaz belirgin ve güzel gelir. Onun sebebi radyonuzun o kadar alt frekanslara cevap verecek kadar kaliteli olması değil, miksaj ve mastering aşamalarında yapılan ufak harmonik ayarlamalarının sizin beyninizde öyle bir halisünasyon yaratmasıdır. Yoksa taşıyıcı dalgaların ve kullanılan modülasyon tekniklerinin getirdiği sınırlamalardan dolayı radyo yayınlarında 90-100Hz'in altındaki titreşimler genellikle hoparlöre dahi ulaşamadan yok olur gider.
Kaynak: müziktek