Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Synthesizer
Dance4trance | Legal Electronic Music Portal of Turkey > Dance4trance Elektronik Müzik Kültürü > Müzik > Makaleler
Julio
Synthesizer icat oldu, acaba neler bozuldu ?

Tuşlar önce sadece ses verdi; ardışık, melodik, dolgun, toparlanmış, "düzgün". Sonra ses kendini tanımaya ve çözümlemeye başladı. Medeniyetin getirilerinden yararlandı ve elektrikle tanıştı; bundan sonra iş çığırından çıktı. Synthesizer'ın günümüze uzanan hikayesi aslında oldukça kapsamlı, fakat biz bir yerinde kesmeyi uygun gördük; belki kaldığı yerden devam ederiz diye...

Tuşların macera dolu yolculuğu sırasında oluşan sesler, kendini tanıdıkça isyanlar da aldı yürüdü; sesler yer değiştirmeye, kendilerini bölmeye başladılar, reaksiyonlara uğradılar, sapkın taraflara, daha önce hiç dokunulmamış bilinmez yerlere gittiler. Tuşların bazıları haddini aştı; tellilerin arasına girdi, onları tamamladı, hatta bazen tellileri üzerinde taşıyan bir zemin oldu. Birçok torunu oldu: Moog, Omnichord, Philicorda, Organ, Farfisa, Analog synthesizer, Qchord... Varlıkları çok eskilere dayanan elektronik müziğin emektarları synthesizer'lar ve türevleri, son dönem çağdaş gitar müziğinde de yeni formatlarda gözüktü. Silver Apples ve Kraftwerk'le beraber en belirgin taraflarını gösterdi. Bundan sonra yeni sahalara açıldı ve birçok fikirle beraber elektronik tabanda farklı farklı yönler çizdi. Daha sonra gitarların arasına sızdı, olacaklardan habersiz merak içinde. İyi de oldu; 70'lerle beraber Neu! ve Faust gibi temel taşlar'la, kraut-rock gibi bir akımın ana fikrini oluşturdu. Bu alanda en son doksanlarda yeniden canlandı elektronikler; gitar tonlarının arasından sızan elektronik parçacıklar, bir süre sonra, bu dönemde yeni yeni yer etmeye başlayan müziğin genelinde bir yan elementten çok, müziğin geneline dağılmış bir biyolojik ses canlısı olarak gösterdi kendini. Stereolab, Fuxa, Quickspace, Appliance, Electrelane gibi 90'ların çağdaş post-rock gruplarının süzgecinden geçti. İyi ki de geçti hani.

Şu noktaya gelene kadar tuşlar, bir sürü form ve evre içerisinde farklı ses spiralleri çizdi. Tınılarındaki deformasyonun ilk oluşumları, elektrikle tanışmalarına dayanıyor. Synthesizerlar ve diğer elektrikli tuşluların varlıkları çok çok eskilere 1800'li yılların sonlarına dayanıyor aslında.

Yıl 1876 ve tınıların uyanışı: Elisha Gray'ın Müzikal Telegrafı
Alexhander Graham Bell, bir saat önce patent ofisine gitmiş olmasaydı, telefonu icat eden isim olarak tarihe geçmiş olacaktı. Elisha Grey, ilk elektrikli klavyenin yaratıcısı olarak adını müzik tarihine yazdırdı; 1870 yılında icat ettiği "Müzikal Telegraf", iki oktavda, tek tonlu titreşim veriyor.

1940: Multimonika
Alman şirketi Hohner'in ilk ticari kozlarından biri olan elektrikli/akustik bir harmonium olan Multimonika, rüzgar uğultulu harmonium kontrol eden 41 notalı alt klavye ve elektronik monofon jeneratörlü üst klavye olmak üzere iki klavye kombinasyonundan oluşuyor.

Ses yapı bozumu ve Synthesiserlar'ın doğuşu: 1952, RCA Synthesiser Harry Olsen ve Hebert Belar adlı iki elektronik mühendisi tarafından icat edilen ilk synthesizer, RCA şirketinin Priceton Laboratuarlarında geliştirilmeye başlandı. RCA Synthesizer, tesadüfi ve rasgele ses varyasyonlarına dayalı bir müzik makinesi olarak tasarlanmıştı. RCA synthesizer, Vacuum Tüp Oscillator'la (ses titreştiricisi) beraber, ses parametrelerini gösteren kağıt tutacağı formunda, programlı ses kontrol bölmesinden oluşuyor; ses sinyalleri bağlı iki kolonda belirleniyor ve synthesizer'ın dahili diskine kaydediliyor. RCA, önceden yapılmış sesleri miks'leme, şekil verme, bölme, bozma, farklı modülasyonlara sokma üzerine yapılmış bu türün ilk örneklerindendi. Piyasaya çıktığı yıllarda popüler müziğe kazandırılmaya çalışıldı. Ama standartların çok üzerinde bir enerji harcadığı ve standart orkestrasyonlara ve matematik analizlere dayalı kompozisyonlara uygun olmadığı için asla piyasada yer bulamadı kendine.1950'lerin ortalarında, çağdaş deneysel-elektronik müzik bestecilerinin sıkça kullandığı bir enstrüman oldu.

1963: Robert Moog'un Moog Synthesizer'ları
Elektronik enstrüman fikrini önemli boyutlara taşıyan Robert Moog, 1961 yılında transistörlü modülar synthesizer'larla ilgili fikirlerini, hayata geçirebilmek içim Alman tasarımcı Harald Bode'la beraber işe koyuldu. Kendi enstrüman fikirlerini, tasarımlarıyla birleştiren Robert Moog, gitar amfisinde oynadığı sesleri synthesizer'a taşıyarak yarattı Moog'u. Moog synthesiserlar, 1964 yılında müzik pazarına açıldı ve elektronik, avangard müzisyenler tarafından kullanılmaya başladı; Wendy Carlos'un "Switched on Bach" adlı albümü, Moog synthesizer'ların kullanıldığı ilk çalışmaydı. Yeni bir malzeme olduğu fark edilence popüler kültürün kapısından kafasını uzattı, ama bu da çok uzun sürmedi; Mick Jagger ve Beatles gibi popüler kültürün ikonları bir dönem Moog'u sıkça kullandı. Analog synthesizer'ların gelecek standartını değiştiren mooglar, Arp ve Roland gibi bu sektöre adını yazdırmış önemli şirketlerle beraber, türevi birçok tuşlu efektif enstrümanın ana fikrini oluşturdu.

EMS Synthesizer'lar: 1969-1979
EMS'ler bilgisayar tabanlı synthesizer sisteminin ilk kıpırtılarıydı. Peter Zinovieff EMS'lerle beraber, dönemin en tuhaf müzikal icadına imzasını atmıştı. 1969'da İngiliz elektronik mühendis ve besteci Zinnovieff elektronik enstrüman piyasasında yeni bir çığır açmak için EMS şirketini kurdu. David Cockerell'le beraber yarattığı, EMS serisinin en bilinen üyesi VCS 3: a VCO, monosynth'li kontrol paneli ve ahşap kasalı tasarımı, voltajlı oscillator, gürültü jeneratörü, ring modülator gibi özelikleriyle synthesizer tarihinin en ilginç türlerinden biriydi.

1971: Optigan ve Orchestron
1970'li yılların başında Compton, Amerika'da üretilmeye başlanan Optiganı, bir synthesiser'dan özel kılan sesi seçme ve oynama yönteminin farklı olması;12"lik veya LP (plak) büyüklüğündeki disklerdeki ses dalgalarını optik bir okuyucudan synthesise ediyor. Adını da bu yöntemden, "Optik-Organ" açılımından alan Optigan, 37'si klavye tınısı, 20'si ses efekti olmak üzere gerçek enstrümanlardan oluşan 57 loop tınısı ve ritimlerden oluşan diskin yer aldığı bir optik sampler. Optigan, müzikal enstrüman tarihinde, her kombinasyonda çok önemli bir buluş olmuştur. Organlar, farklı müzik formlarını taklit ederken, Optigan piyano, banço, gitar, marimba, davul ve daha birçok sesi kendi tadında çıkartıyor. Yardımcı kontrol panelle, birlikte standart klavye formasyonu kullanan Optigan, herhangi bir enstrüman tını üzerinde oynanabilen bir enstrümandı. Optigan'ın daha profesyonelleştirilmiş sürümü piyasaya sonraları "Orchestron" olarak geçti.

Conbrio Synthesisers (1978)
ADS 100, (Geliştirilmiş dijital synthesizer) "Star Trek" TV serilerinin ses efektleriyle bilinen gelişmiş analog synthesizer'lardandı. ADS100 sisteminin ilk modelleri, renkli tuşlara boğulmuş bir ön panel, mikrotonal ayarlanabilir, ses dalgalarını gösteren bir görüntü kadranı, bilgisayar işlemcisi, disk sürücüsü ve 64'lük titreşimli synth'lerden oluşuyordu. 80'lerin başında, dijital gelişmeye ayak uyduramayan Con Brio, synthesizer sektöründen elini çekerek yerini Yamaha'ya bıraktı.
Julio
(Synthesizer'ın ne olduğunu anlamak için,ilk önce oscillator'ün (osilatör) ne olduğunu bilmeliyiz.Osilatörün ingilizce anlamı "titreyen,titreşen" dir.Müzikteki anlamıda,bu ifadeler ile aynı anlamı taşıyarak ses üretme modülleri olarak geçer.)

İçerisinde bulunan bir veya daha fazla oscillatorler ile ürettiği çeşitli dalga formlarındaki sinyalleri,yine içerisinde barındırdığı bir çok ayrı filtre ve modülden geçirerek,toplamda bunu "birleşik dalga forumu" olarak çıkışa veren cihazlardır.Burada belirttiğimiz "dalga forumları (sine,square,saw,pulse vs.)" na ayrı konuda göz atacağız.Fakat synthesizer çeşitlerine göz atmakta fayda var.

Analog Synthesizer :

Günümüzde dahi adından en çok bahsedilen synthesizerlardır.Zaten hemen hepimiz analog ve dijitalin ne anlama geldiğini biliyoruz.Analog Synthesizer'de bizim bildiğimiz "Analog Teknoloji" ile ses üreten cihazlardır.Yani ses sinyallerini analog elektronik yöntemleri ile işleyerek ses üreten cihazlar.

Digital Synthesizer :

Yukarıda bahsettiğimiz cihazların tam tersine,ses sinyallerini dijital devreler ile üreten ve işleyen synthesizerlardır.Çok fazla tutulsada,özellikle bu işin eskileri tarafından tercih edilmezler.Bilirsiniz şöyle bir tutum vardır "Abi nerde benim o 58 chevrolet'im." Halbuki dijital teknolojinin daha iyi olduğunu düşünüyorum.

FM Synthesizer :

Tamamı ile YAMAHA tarafından geliştirilen bir ses üretme tekniğidir.Bu türdeki synthesizer'lar,üzrindeki tüm parametreleri "Frekans Modülasyonu" adı verilen bir teknik ile işletir.Aslında benimde çok fazla bir bilgim yok bu "frequency modulation" hakkında.Bilen biride varsa ve açıklarsa çok mutlu olurum.

Analog Modelling Synthesizer :

Modellemenin anlamını sanırım hepimiz biliyoruzdur.Bilmeyenler içinde söyliyeyim.Modelling tam anlamıyla "taklit etme" nin kibar yazılımıdır Aslında yapısıyla ve işleviyle dijital olan,fakat çalışma yöntemi ve sesleri ile Analog teknolojiyi modelleyen synthesizerlardır.

Sampling Synthesizer :

İçerisinde osilatörler yerine "sampler" yani örnekleyiciler barındıran,ve bu samplerlar ile ses üreten cihazlardır.Bu konuyu genişletmek gerekirse ilk önce "sampler" ın anlamını bilmemiz gerekir :

sampler : İngilizce anlamı "örnekleyici" dir.Müzikteki anlamı,önceden kayıt edilmiş bir sesi içerisine kayıt etmek şartı ile,belirlenen esnada tekrar okuyan (örnekliyen) cihazlardır.

Sampling synthesizer'lar işte bu "sampler" adı verilen cihazları barındırırlar osilatörler yerine.Örneğin,doğal bir piyanonun tüm notaları herhangi bir stüdyoda tek tek kayıt edilir.Daha sonra bu sampling synthesizer'in içinde barındırdığı samplerlara aktarılır.Ve MIDI'nin hangi tuşuna basıldığında,hangi ses devreye giricek ise,buna göre "tuşe ataması" yapılır.Böylelikle tam anlamıyla "gerçek" piyano sesleri çalınabilir.İşte bu yöntemle işleyen synthesizerlara Sampling Synthesizer denir.Software olarak göz atmak için Reason yazılımının içindeki "NN-XT" veya "NN-19" cihazlarına göz atabilirsiniz.Hardware olarak göz atmak için ise,MIDI bağlantısı bulunan tüm sampler'ları inceliyebilirsiniz.

Bunların dışında "subtractive synthesizer,addittive synthesizer,graundrouge synthesizer,noiser synthesizer" gibi dünyada varlığının ne kadar gerekli,ne kadar gereksiz olduğu hala tartışılan birkaç cihaz daha var ki,eminim sizlerde bunların ne olduğunu bilmek istemiyorsunuzdur.Hatta eminim ki,yapan mucitlerde ne olduğunu bilmiyorlardır

Ve son olarak hepimizin bilmesi gereken,şu anda software veya hardware ne olursa olsun,bizlerin müzik yapmasını sağlayan,önümüze sonsuzluğa kadar ilerleyen bir kapı açan bu synthesizerları yoktan var eden ve elektronik müziğin (bence) yaratanı olan sevgili Robert MOOG'dur.2004 yılında New York'ta düzenlenen Moogfest organizasyonunu düzenleyen Charles Carlini'nin dediği gibi, "elektronik müziği kitlelere taşımış ve müziği duyuş tarzımızı değiştirmiştir".

Kaynak: Basatap
Gürhan Demirlerli
benim electrom bu işte bu olmadan yani synthesizer melodisi olmayan bi parçadan zevk almıyorum alamamda :) bana göre electronun babası zatende öle ;) teşekkürler
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.